Pazar 6 Eylül 2026 - 22:25
Netanyahu ve Kıyametvari İnançları; Habad Hahamıyla Görüşmesinin Hikâyesi

Havza / Benjamin Netanyahu’nun siyasi kimliğinin arkasında yalnızca siyasi geçmişi ve askerî suçları bulunmuyor; Yahudilerin tarihsel kaderine ve kıyametvari inançlara ilişkin düşüncelerin izleri de görülüyor. Netanyahu’nun düşünsel ve siyasi çizgisini anlamak için, kökleri daha eski yıllara dayanan bu düşüncelere dönmek gerekiyor.

Havza Haber Ajansı’nın haberine göre, bu haberde Netanyahu’nun kıyametçi düşüncelerini ve Deccal’in ortaya çıkışına zemin hazırlama meselesinde Habad’ın baş hahamıyla olan ilişkisini ele aldık.

Benjamin Netanyahu, daha çocukluk yıllarından itibaren güçlü Siyonist eğilimlere sahip bir ailede yetişti. Babası Ben-Zion Netanyahu, Siyonist hareketin tarihçilerinden ve düşünsel figürlerinden biriydi. Netanyahu, gençliğinin bir bölümünü Amerika Birleşik Devletleri’nde geçirdi; ardından genç yaşta işgal altındaki topraklara döndü ve İsrail ordusunun özel birliklerine katıldı. Siyonist bir ailede başlayan bu yolculuk, ilerleyen yıllarda Netanyahu’yu Siyonist rejimin en tanınmış ve en tartışmalı siyasi figürlerinden birine dönüştürdü. Adı yıllardır işgal, savaş ve Filistinlilere yönelik baskıyla özdeşleşmiş bir siyasetçiden söz ediyoruz.

Netanyahu ve Kıyametvari İnançları; Habad Hahamıyla Görüşmesinin Hikâyesi

Siyonist rejimin mevcut başbakanı sıradan bir siyasetçi değildir. Hatta bir bakıma, Naftali Bennett ve Avigdor Lieberman’ın bilindiği anlamda, yalnızca “aşırıcı” bir hükümet başkanı da değildir. O, gençlik yıllarından itibaren Siyonist mezhepçi çevreler tarafından açıkça fark edilen ve tabiri caizse bu çevreler tarafından öne çıkarılan bir kişidir. Netanyahu, aşama aşama işgal altındaki Kudüs'ün en üst makamına kadar taşınmış; böylece yalnızca Filistin ve bölge için değil, uluslararası arenanın tamamı için bu çevrelerin uğursuz ve şeytani projelerini ilerleten bir aktör hâline gelmiştir.

Netanyahu ve Kıyametvari İnançları; Habad Hahamıyla Görüşmesinin Hikâyesi

Birçok analizde, Netanyahu’nun ne pahasına olursa olsun, hatta en kötü niyetli ve en kirli yöntemlere başvurarak uluslararası düzeyde bir çatışma çıkarmayı ve kendi deyimleriyle “gölgedeki efendilerinin” istediği doğrultuda Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatmayı amaçladığını duyuyoruz.

Başka bir ifadeyle o, güçlü ve nüfuz sahibi Siyonist çevrelerin seçtiği bir siyasetçidir. Bu çevreler, kendi tahayyüllerine göre tarihin akışını hedefledikleri sonuca doğru yönlendirmek istemektedir. Bu, abartılı bir iddia değildir; Netanyahu’nun geçmişi, sicili ve siyasi kariyeri de bu gerçeği doğrulamaktadır.

Netanyahu ve Kıyametvari İnançları; Habad Hahamıyla Görüşmesinin Hikâyesi

Netanyahu, İsrail parlamentosu Knesset’in milletvekili olarak, kendisine son derece tartışmalı ve karanlık bir şöhret kazandıracak siyasi kariyerini şekillendirmekteydi.

"Menahem Mendel Schneerson” (1902-1994) adıyla bilinen ve “Rebbe” olarak anılan şahıs, “Yeni Hasidizm” olarak adlandırılan aşırılıkçı Siyonist hareketin lideri ve “Habad-Lubaviç” adı verilen Yahudi cemaatinin/tarikatının önderiydi.

Kendisinden 20. yüzyılda Siyonist Yahudiliğin sözde “manevi” açıdan en önemli ve en nüfuzlu, hatta bazı anlatımlara göre en güçlü figürlerinden biri olarak söz edilir. Öyle ki Siyonistler ona “Meşiah” (Mesih) unvanını vermişlerdi!

Netanyahu ve Kıyametvari İnançları; Habad Hahamıyla Görüşmesinin Hikâyesi

                                                           

(Menahem Mendel Schneerson (sağda), gençlik yıllarında)

Schneerson’un, 1979 yılında İran’da İslam İnkılabı’nın zaferi arifesinde, binlerce Yahudi gencin İran’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne ve işgal altındaki topraklara götürülmesinde önemli bir rol üstlendiğini bilmek belki de ilginizi çekebilir.

Netanyahu ve Kıyametvari İnançları; Habad Hahamıyla Görüşmesinin Hikâyesi

                                                                           Menahem Mendel Schneerson (Schneerson)

Habad-Lubaviç veya Lubaviçer hanedanı son derece tehlikeli, uğursuz ve elbette şeytani düşüncelere sahiptir. Nitekim bazı Yahudilik araştırmacıları bu yapıyı “Şeytan Sinagogu” olarak nitelendirmiştir.

Bazı raporlara göre Habad-Lubaviç cemaati, aslında “Hazar Yahudileri” soyundan gelenlerin manevi liderliğini üstlenmektedir. Bu yapı, Rusya-Ukrayna savaşına uzanan gelişmelerde, Ukrayna’nın Yahudileştirilmesi ve “Büyük İsrail”e dönüştürülmesi yönündeki girişimlerde önemli bir rol oynamıştır.

Netanyahu ve Kıyametvari İnançları; Habad Hahamıyla Görüşmesinin Hikâyesi

“Habad Evi”, “770 Eastern Parkway” adresinde bulunan ve Hasidik Yahudilerin merkez karargâhı olarak kabul edilen yapıdır. Bu bina, Amerika Birleşik Devletleri’nde New York şehrinin Brooklyn ilçesindeki Crown Heights semtinde yer almaktadır.

Schneerson 1988 yılında genç Netanyahu ile bir görüşme gerçekleştiriyor. Yahudilerin baş hahamı, "Bibi’ye" Knesset’te yaptığı ilk konuşmanın çok iyi olduğunu söylüyor ve kendisinden bu “yolu” sürdürmesini ve korkmamasını istiyor; çünkü “Tanrı”nın bu yolu desteklediğini ifade ediyor.

Bu “misyon” ile birlikte bereket ve başarı da gelecektir!

Schneerson, Netanyahu’ya “Yeni rolüne başladın.” diyor. Netanyahu ise şöyle cevap veriyor: “Görevimin başında sizin yanınıza geldim ve size birçok kez daha başvurmayı düşünüyorum.”

Bu kısa görüşmenin havasından ve aralarında geçen ifadelerden, genç Netanyahu’nun “baş hahamın” huzuruna saygısını sunmak ve bağlılığını yenilemek amacıyla gittiği açıkça anlaşılmaktadır.

1990 yılında ise Netanyahu yeniden hahamın huzuruna çıkıyor. Bu kez Schneerson ona, “Meşiah / Maşiah”ın (Yahudilerin kurtarıcısı; metne göre gerçek Deccal) henüz ortaya çıkmadığını söylüyor.

Netanyahu, “Biz bunun için çalışıyoruz.” diye cevap veriyor. Bunun üzerine haham, otoriter bir tavırla Netanyahu’nun çabalarının mutlaka yeterli olmadığını ve Maşiah’ın gelişini hızlandırma yolunda bir an bile boşa harcamaması gerektiğini söylüyor.

Schneerson bu sözleri söylerken aynı zamanda Netanyahu’ya bir kâğıt veriyor ve ona iyi haberler ile daha büyük başarılar müjdeliyor.

Schneerson Haziran 1994’te hayatını kaybetti; Benjamin Netanyahu ise 1996 yılında işgalci rejimin başbakanı oldu!

Kaynak: Yahudi Araştırmaları Düşünce Kuruluşu

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha